ÖSS’de sorular nasıl olsun/olacak

Sınavın yaklaştığı bu günlerde, her yıl olduğu gibi sınav sorularının zor mu kolay mı olacağı, sınav sorularını bu yıl kimin hazırlayacağı konusunda söylentiler dolaşmaya başlar. Buna son yıllarda ÖSYM de katılmaya başladı. Başkan son açıklamasında bazı soruları sokaktaki adamın bile çözebileceğini ancak kimya ve biyoloji sorularının zor olduğunu açıkladı. Gazete ve televizyonların en sevdiği sınav haberleri başarısızlıkların vurgulanması üzerine kurulu nedense.  Bu yıl şu kadar öğrenci sıfır çekti,  şu basit soruyu bilmem ne kadar öğrenci çözemedi, matematik ortalaması 1 net çıktı gibi… Bu ve benzeri haber ya da söylentiler sınavlara hazırlanan öğrenci ve velilerini de öğrencileri hazırlayan öğretmenleri de elbette ki etkiliyor. O yüzden bu konuların bir kısmını konuşmakta yarar görüyorum. Başarısızlık haberlerinden duyulan rahatsızlık sınav sistemine ve puan hesaplama yöntemine hatta soruların içeriğine de etki etmeye başladı bana göre. Öncelikle puan hesaplama yönteminde bir değişiklik yapıldı geçen yıl. Önceden SAY-2 puanı alabilmek için hem MAT-2 hem FEN-2 çözmek gerekiyordu. Bu iki testten de en az 0,5 net çıkarmak zorundaydılar. Önce bu şart değiştirildi ve  MAT-2 veya FEN-2 den, herhangi birinden 0,5 net çıkaranların SAY-2 puanları hesaplanabilir hale getirildi. Çünkü o yıl SAY-2 puanı hesaplanan aday sayısı oldukça azdı ve 3 kez ek yerleştirme açılmasına rağmen kontenjanlar boş kalmıştı. Neden, çünkü tercih yapabilecek öğrenci yoktu. Böylece örneğin EA öğrencisi olanlarda MAT-2 çözdükleri için SAY-2 puanları hesaplandı ve SAY-2 puanı hesaplana n aday sayısı birden bire fırladı. Hemen soralım bu başarının arttığı anlamına mı geliyor? Aynı durum EA-2 ve SÖZ-2 için de uygulanınca bir önceki yılla kıyaslanamayacak kadar aday SAY-2 EA-2 ve SÖZ-2 puanına sahip oldu.

İkinci düzeltilmesi gereken şey ortalamaların düşük olmasıydı. Bunun için de şu yola başvuruldu. Bir testin ortalaması bulunurken sadece o teste cevap veren adayların ortalaması hesaba katıldı. Yani ben SAY öğrencisi olmama rağmen FEN–2 testini işaretlememişsem normalde benim FEN–2 ortalamasını düşürmem gerekir, oysa hesaplamaya alınmadığım için ortalamayı düşürmemiş oldum. Bu da her testin ortalamasını yükseltti. Hatta FEN–2 ortalaması MAT–2 ortalamasını geçti.

Buna bir de her geçen yıl soruların kolaylaştırılması eklendi. 1.bölüm soruları için ÖSYM başkanının dediği gibi “sokaktaki adam bile çözer” hale getirilince bu da doğal olarak ortalamaları yükseltti.

Şimdi bu sonuçları analiz etmeye başlayalım.

Puanı hesaplanan aday sayısının fazla olması, yerleşen aday sayısını artırır mı?
Hayır elbette, yine bu adaylar puanlarına göre sıralanırlar ve puanı en yüksek olandan başlanarak “mevcut” kontenjanlara yerleştirilirler. Bu sadece öğrencilerin sonuç karnesinde “kazanamadınız” yazısı yerine bir bölümü tercih edip kazanmasına yetmeyecek bir “puan” yazmasıyla sonuçlanır.

Sınavın kolay sorulardan oluşması ve bundan dolayı ortalamaların yüksek çıkması, yerleşen aday sayısını artırır mı?
Yine hayır. Ortalamaların yüksek çıkması puanların beklenenden düşük çıkması sonucunu doğurur.  Yani adaylar beklediklerinden daha çok net çıkarmalarına rağmen beklediklerinden az puan alırlar. Ama sonuçta bu puanlar yine büyükten küçüğe sıralanır ve puanı yeterli olanlar “mevcut” kontenjanlara yerleştirilirler.

Sonuç olarak, amaç sokaktaki adamın bile çözebileceği sorular sormak mı, sınavın kolay olması mı, yoksa nitelikli ve öğrencinin bilgiye sahip olup olmadığını, bu bilgiyi yorumlayıp yorumlayamadığını ölçebilecek sorular sorulması mı? Bunlardan hangisi sınav için çalışan, çaba gösteren öğrenciler için iyidir?

Burayı dikkatle incelememiz gerekiyor işte.  

1.bölümden başlayalım. Genellikle kolay tabir ettiğimiz sorulardan oluşan bu testlerde öğrenciler 2.bölüme göre çok daha fazla net çıkartıyorlar. Ancak bu netler, test ortalamalarının yüksek olması nedeniyle puan getirisi açısından çok da değerli olmuyor. Çoğunluğun 20 net çıkardığı bir testte 21 neti olmak çok puan getirmiyor. Önemli olan ortalaması daha düşük olabilecek derslerde fazla net çıkarmak. Örneğin EA öğrencisiyseniz MAT – 1 ya da TÜRKÇE’den fazla net çıkarmanız size fazla puan getirmeyebilir. Ancak EA öğrencilerinin çoğunun çözmediği/çözemediği FEN – 1 sorularından birkaç tane net çıkardığınızda puanınızın ne kadar yükseldiğini göreceksiniz.  Benzer şekilde yüksek sıralamalar hedefleyen sayısal öğrencileri için de SOS-1 oldukça fark ettirici bir öneme sahip.

2. bölüme bakacak olursak karşımıza 1. bölüme göre daha zor, bilgiyi ölçmeye dayalı sorulardan oluşan bir test çıkıyor. Özellikle sistemin değişmesiyle birlikte öğrencilerin lise 2 – 3 müfredatına daha yoğun bir ilgi gösterdiklerini görmekteyiz. Buna rağmen, oldukça bilgili ve donanımlı olmayı gerektiren MAT-2, FEN-2  ve EDS-2 gibi testlerde öğrenciler oldukça zorlanmaktadır. İşte bu testlerde elde edilecek birkaç netlik fark puanlarda önemli değişikliklere sebep olmaktadır. Bu tür testlerin öğrenci deyimiyle “kazık” olması her zaman, çalışan emek veren öğrenci için iyidir. Belki öğrenciler daha az net çıkarıyorlar ama çıkardıkları netlerin getirisi daha fazla oluyor.  Sınavdan hemen sonra ilk izlenimleri öğrencilerden aldığımızda, hocam çok kolaydı, gayet güzel yaptık dediklerinde hep kaygılanmışızdır. Ne zaman ki sınav çok zordu, zorla yetiştirdik, zamanım yetmedi gibi yorumlar alsak rahatlar, sonucun yani puanların beklenenden iyi olacağını düşünürüz.  

Öğrencilerin, sınavın zor ya da kolay olacağını bir yana bırakarak, her şekilde girecekleri sınavdan ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak çıkmaları gerekiyor. Sınavda zor dedikleri sorularla karşılaştıklarında, ben yapamıyorsam kimse yapamıyordur düşüncesiyle rahat olmalarını şiddetle hatırlatıyorum. Bu tür sınavlarda zor birkaç soruya takılıp zaman kaybetmemek de çok önemli çünkü.  Bir testteki soruların puan getirisi açısından arasında hiçbir fark yoktur. Zor ve hiç kimsenin yapamadığı bir soruyu çözmekle herkesin yaptığı bir soruyu çözmek arasında bir fark yoktur. Ama herkesin az net çıkardığı bir testten Türkiye ortalamasının üzerinde bir net çıkarmanın çok farkı vardır.

Öğrencilerimizin şu son günlerde, bol deneme sınavı çözerek ve her deneme sınavında çıkan yanlışlarının çözümlerini öğrenerek, olabilecek eksiklerini kapatmaları yapabilecekleri en iyi çalışmadır diye düşünüyorum. Adı üzerinde deneme sınavlarında defalarca girecekleri sınavın provasını yapıyorlar. Kimi zaman düşüp kimi zaman çıkıyorlar. Unutulmamalı ki öğrenci ancak çözemediği, yanlış yaptığı sorulardan ancak bir şeyler öğrenir. Diğerlerini zaten biliyor ve yapmıştır. Sınava hazırlanan ve dünyanın en zor işlerinden biri olan öğrenciliği yaşayan tüm öğrencilere başarı dileklerimle…

Alaeddin Çulfaz
21 Mayıs 2008