|
ÇOK MU ZEKİ OLMAK GEREKİYOR?
Üniversitede öğrenci olduğum günlerde bir gün bir hocamız öğrenme psikolojisi dersinde sınıfa bir soru sordu. Acaba Hacettepe Üniversitesi öğrencilerinin zeka seviyesi nasıldır?
Bizler hemen cevap verdik en azından parlak normal dediğimiz sınırın üstünde yani 110 IQ puanının üzerindedir dedik. Bu cevabı verirken birazcık da kendimize pay çıkartıyorduk. Çünkü bildiğimiz bir gerçek vardı. Hacettepe Üniversitesi Türkiye'nin yüksek puan ile öğrenci alan üniversitelerinden biriydi ve sırf bu yüzden bizler dahil bu üniversiteyi kazanan öğrencilerin zeka seviyesi normalin üstünde olmalıydı. Çünkü tüm eğitim hayatımız boyunca zeki öğrencilerin iyi üniversitelere gittiğine inanmıştık. Fakat hocamız yanıldığımızı söyleyince çok şaşırmıştık. Önce itiraz ettik nasıl olur, mutlaka yanılıyorsunuzdur dedik. Fakat bize yapılan bilimsel araştırmanın raporunu okuyunca ikna olduk. Ancak hala aklımızda bir soru vardı. Öğrencileri zekaları ayırt etmiyorsa hangi kriterler ayırt ediyordu. Yapılan araştırmada bu sorumuzun da cevabı vardı. Hacettepe öğrencilerinin zeka seviyesi 105 IQ civarındaydı fakat araştırmaya katılan öğrencilerin ders çalışma alışkanlığı %80 civarındaydı. İşte o an bizde jeton düştü. Başarılı olmak için zeki olmanın değil çalışkan olmanın daha önemli olduğunu öğrendik. Peki zekanın hiç mi bir önemi yoktu. Evet zekanın önemi yok sayılamaz. Sadece geri zekalı olmamak gerekir. Normal zeka sınırları içinde (90-110 IQ arası) olan bir öğrenci isterse ve düzenli çalışırsa istediği üniversiteyi kazanır. Çünkü ülkemizde üniversiteye öğrenci alımında zeka testi yapılmıyor. Liseyi bitiren ve kendi yemeğini yiyebilen, üstünü başını giyebilen, sosyal yaşam içinde rahatlıkla hayatını sürdüren biri en azından normal zeka seviyesinde olduğunu ispatlamıştır. Acaba bu kritere uyuyor musunuz? Dershane geneline baktığımızda bu şartları taşımayan tek bir öğrencimiz bileyok. Yani ODTÜ makine mühendisliğini veya Hacettepe tıp fakültesini sayısal 1 sınıfı öğrencilerimizin kazanma potansiyeli ne ise sayısal 6 öğrencilerimizin de kazanma potansiyeli aynı. Sadece çalışmaya başlama zamanı ve çalışma biçimi öğrencilerimiz arasındaki farkı belirliyor.
Ben buna inanıyorum ve her öğrencimin rahatlıkla üniversiteye gidebileceğinden şüphem yok. En azından dershanenin ilk günlerinde. Fakat
zamanla bazı öğrencilerimiz çalışma temposu düşürünce benim inancım zayıflıyor. Çünkü kazanmak için çalışmak gerekiyor ve çalışmayan isterse Einstein olsun yine de başaramaz.
Bilim'den
Haberler Bülteni (Ekim 2005 Sayı-7)
|