|
BAŞARI SIRALAMAMIZI
NASIL YORUMLAMALIYIZ? (1)
Bir önceki yazımızda puanların ve
başarı sıralamalarının nasıl bulunup kılavuza yazıldığını anlatmaya
çalışmıştık. Şimdi devam edelim.
Her bir puan türünde sıralamalar yapılırken tüm öğrencilerden o puanı elde
etmiş adaylar yukarıdan aşağıya doğru sıralanır. Dolayısıyla örneğin EA-2
puan sıralaması yapılırken EA-2 puanı hesaplanan sayısal, sözel ve eşit
ağırlık öğrencileri ayrım yapılmadan büyük puanlıdan küçük puanlıya doğru
sıralanır. Bunun sonucu olarak bir sayısal öğrencisi bir eşit ağırlık
öğrencisini EA-2 puanı daha fazla olduğu için geçebilir. Aynı durum diğer
puan türleri için de doğal olarak mümkündür ve gerçekleşmiştir.
Geçen yazımızda da belirttiğimiz gibi ÖSYM 2006 sonuçlarını 2007 koşullarına
göre yeniden hesaplayıp, elde ettiği puanları sıraladığında eski yönteme
göre puanı hesaplanmadığı için sıralamaya girmeyen bir çok ( "epeyce" çok)
öğrenci de bu sıralamada yer aldı. Bu yeniden elde edilen sıralamalarda
kılavuzda yer aldı.
Burası önemli işte: Yani kılavuzda verilen
başarı sıralamalarının içinde o puan türündeki öğrencilerin tümü var.
Örneğin bir EA-2 puanlı bölüm olan Giresun Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği
programının başarı sıralaması kılavuzda 35.900 olarak verilmiş. Bu sayı
sadece EA öğrencilerine ait değil. Buraya yerleşen son adayın sıralaması bu
ama bu adayın önünde EA-2 puanı daha yüksek olan bir çok sayısal öğrencisi
veya sözel öğrencisi de var. Dolayısıyla kılavuzda verilen başarı
sıralamaları, bu sene ilan edilen sınav sonuçlarındaki başarı sıralamaları
ile aynı mantığa dayanılarak verilen başarı sıralamalarıdır. ÖSYM başkanı da
yaptığı açıklamada bu konuya değinmiştir.
Öğrencilerin puanları, puanlama sistemi
değiştikçe, yapılan sınavların ortalamaları değiştikçe, sınavın kolaylık
zorluğuna bağlı olarak her yıl değişikliğe uğramaktadır. Ancak bölümlere
yerleşen öğrencilerin başarı sıralamaları yıldan yıla çok büyük bir değişim
göstermemektedir deniliyor. Bu yorum bir yere kadar doğru ama ayrıntıya
girildiğinde durum hızla değişebiliyor. Şöyle bir örnekle açıklamaya
çalışalım. Bir yıl EA-2 puanı hesaplanan aday sayısı 200 bin ertesi yıl 300
bin olursa bu sıralamaları karşılaştırmak çok zor olur.
360 puan ve üstünde SAY-2 puanı alan öğrenci sayısı 2006 da 1297 iken 2007
de 3888'e çıkmıştır. Soralım o zaman kendimize 2007 de 360 puan alan aday
3888. olduğuna göre bunu 2006 daki 360 puan alan öğrenci ile mi
karşılaştıracağız yoksa 2006 daki 3888. öğrenci ile mi?
Sanırım sizde bu sorunun cevabını vermişsinizdir. 3088. öğrenci 2006 da 352
puan alan öğrenciye hemen hemen karşılık gelmektedir. 2007 de 330 puan alan
bir öğrenci 2006 da 304 puan alan öğrenciye karşılık geliyor. Bu fark aşağı
puanlara inildikçe daha da açılarak devam ediyor. Tercihlerimizde buna
mutlaka dikkat edeceğiz.
Bir başka konu da puan türlerindeki "kontenjan toplamları". Kontenjan
toplamları, o puan türünde yer alan bölümler, puanına göre sıralanıyor ve en
üstten kontenjanları toplana toplana aşağıya doğru iniliyor. Örnek verecek
olursak en yüksek puanlı SAY-2 bölümlerinin 369 puan ve üstünde öğrenci alan
(2006 ya göre) bölümlerinin kontenjan toplamı 51 kişi. Yani en yüksek puanla
girilen toplam 51 kişilik kontenjana 2005 de 113. öğrenci 2006 da ise 199.
öğrenci son olarak yerleşmiş.Dikkat; 2005 de buraya yerleşme hakkı olan 221
öğrenci varmış.
Örneğin 2006 da SAY-2 taban puanı en yüksek bölüm Sabancı Ün. Müh. ve Doğa
Bil. Prog. (Burslu) idi. Bu bölüm 2007 de sadece 8 öğrenci alıyor. Peki bu
bölüme SAY-2 puanda 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. ve 8. olan öğrenciler mi yerleşecek
anlamına geliyor. Hayır elbette. En yüksek puan alan öğrenciler diledikleri
başka bölümler arasından da tercih yapacakları (yapabilecekleri) için bu
bölüm açıklandığında anlarız zaten belki de en son 300. öğrenciyi alacak.
SAY-2 puanıyla öğrenci alacak Türkiye ve KKTC üniversitelerinin toplam
kontenjanı 77.529 kişi. Tekrar soralım buna göre SAY-2 de 80 bininci olan
aday hiç bir yere giremez anlamı çıkar mı?
Fırsat buldukça yazmaya devam edeceğiz.
Alaeddin Çulfaz
22 Temmuz 2007
|