|
Sevgili Anne, Sevgili Baba,
Anladığım kadarıyla beni yaşama katmanız uzun bir süreçti. Yaşadığınız
bu süreç içerisinde bir çok acılarınız olduğuna eminim. Bunun zorluğunu
anne ve baba olmayanların anlayabileceğinin güç olduğunun da farkındayım.
Bunları şu an neden size aktardığımı net olarak bilmiyorum Ancak bildiğim
tek şey yaşadığım zamanların en güzel çağlar olduğu.
Sözü getireceğim nokta üniversite sınavı. Yaşadığım coğrafya, bu yaşımda
bana bu zorluğu dayatmakta ve anladığım kadarıyla uygulanabilecek en iyi
sistemlerden birisi bu. Ancak anlayamadığım; bu sınav sistemini kabullenmeme
karşın, herkesin ve her olgunun anlaşılmaz biçimde üstüme gelmesidir.
Sizlerin sorumluluğunda yaşayan biri olarak sizleri anlıyor ve saygı
duyuyorum. Elimden geleni tüm deneyimsizliğime rağmen yapmaya çalışıyorum.
Ama haykırdığım benim sizleri anladığım kadar sizlerin beni anlamaya çalışmamanızdır.
Bu noktadaki nedenlerinizi anlayışla karşılıyor ve sıralıyorum; her şey
senin için, biz okuyamadık, senin için çalışıyoruz, istediklerinin hepsi
oluyor, neyin eksik?, üniversite okumazsan hiçbir şey olamazsın gibi duyarlı
her anne ve babanın sıralayacağı ve çoğaltabileceği açıklamalar.
Bir de beni dinlemenizi ve nedensiz açıklamalarımı sizlere aktarmak
istiyorum.
Sevgili anne, sevgili baba... Sizleri çok seviyorum. O kadar çok seviyorum
ki, yanlışlarla dolu olan bu dünyayı bana sevdirdiniz. Renkleri görmemi ve
insanları sevmeyi öğrettiniz. Her şeye rağmen o kadar keyifliyim ki, bunun
için sizlere teşekkür ederim.
Uykusuz gecelerimde başımda dönen melekler kadar saftınız. Hastalıklarımda
titrediniz. Her şeyden önce beni düşündünüz.
Bunlar bir kızgınlık değil. Biliyorum ki yarın yine aynı şekilde devam
edecek, ama bana verdiğiniz terbiye karşısında dürüst olup, sorumluluklarını
yerine getiren bir birey gibi davranmam gerekiyor. Bana öğretildiği gibi...
Soruyorum anne, sen hangi tıp fakültesini bitirdin? Soruyorum baba, sen ODTÜ'nün
hangi bölümünden mezunsun? Eleştirilerinize kendinizi sorgulamakla başlayın.
Konum sahiplerine soruyorum; bitirdiğiniz bölümler mi sizi yaptığınız işlere
yöneltti, yoksa para kazanmanın mahkumluğunda mı seçtiniz işlerinizi?
Ve sizlere soruyorum milyonlarca işsiz üniversite mezunu. Benim şu anda çektiğim
acıların karşılığı sizlerin yazgısını yakalamak mı olacak?
İyi niyetli olarak hepinizin beklentisi benim yükseköğrenim görmem. Bunun
farkındayım ve elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Başarılı veya başarısız
olabilirim. Beni bu güne kadar hep bu iki kavramla değerlendirdiniz. Beni
anlayın. Yanımda olun. Yalnız kalmak istemiyorum.
Sınav sonucunun o kadar önemli olmadığını hissettirin bana. Dünyada sarılacak
başka değerlerin de olduğunu anlatın.
Üniversite öğrenimi görmeyi ben de istiyorum. Ancak ayakta kalabilmem için,
üniversite öğreniminden geçmenin zorunlu olmadığını da biliyorum. Beni gücünüzden
yoksun bırakmayın ve kendimi mutlu hissetmeme yardım edin.
Hatalarımın farkındayım. Çalışmalarımı erteleyebilirim. Tembellik
yapabilirim ve çok anlamsız şeylerle uğraşabilirim. Genç yetişkinim ama
aynı zamanda asla kaybolmayacak çocuk bir yüreğe sahibim.
Hiçbir şeyin mükemmel olmadığının siz de farkındasınız. Gerçekleştiremediklerinizi
bende aramayın. Farkına varın ve bazen de yapamayacağım veya yeterli olmadığımı
anlayın. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın. Başkası gibi olabilme şansım
sıfır. Yardımcı olmak istiyorsanız ilgi ve yeteneklerimi keşfedin.
Bilmiyorum beni anladınız mı? Ama bunlar yaşadıklarım. Sizden farklı
davranmanızı beklemiyorum. Sınavlara hazırlanma sürecini sizlerle karşı
karşıya gelerek geçirmek çok sancılı. Anlamanız ve yanımda olmanız
yeterli.
Beni başıboş bırakın demiyorum. Öğrenimim gereken önlemleri alın. Ama
yaşamın anlamını veya ayakta kalabilme cesaretini bu garip sınava bağlamadan.
Beklentilerinizin karşılığını iyi, onurlu, dürüst ve başkalarını düşünen
bir insan olmak anlamında verebilmek dileğiyle...
İkinizi de çok seviyorum; bundan böyle de!
|