Anasayfa
Öğretmenlerimizden Seçme Yazılar
KÜÇÜK YAŞTA ALDIM SAZI ELİME...

Türkiye’nin en büyük sorunlarından bir tanesi gibi duruyor, üniversiteli sıfatına zamir olmak. Eh, talep çok arz az olunca, biraz da kafayı yedirttiği oluyor bu durumun bir takım heyecanlı simalara ve de henüz problemlerin daha büyüğünden bihaber genç dimağlara.

Sürekli çalışın, test çözün, tekrar yapın, çabalayın, gerekirse sabahlayın, 10 saat yetmez 15 saat; demek istiyorum, ama sizlerin bunları okumak (duymak) istediğini pek sanmıyorum. Ne yapmak lazım gelir, siz herkesten daha iyi biliyorsunuz ama bilmek başka şey, yapmak başka şey. (Ne kadar da büyük görünen ama öyle olmayan bir söz)

Benim size bu konuda söyleyebileceğim tek şey, insanın ait olma duygusunun çok kuvvetli ve bir o kadar da gerekli olduğudur. Bir öğrenci kimliğiniz var, belki bir liseye, belki bir dershaneye ait. Aksi gibi dost diye elinizi attığınız omuzlar da hep buralara çöreklenmiş. Elinizin altı her an boş kalabilir. Yeni omuzlar sizi uzaklarda bir yerlerde bekliyor olacak mutlak. Mutlak bir inançla baktığınız üniversite kapısının arkasındaki cennet bahçelerinde.

Ama ya yalnız kalırsanız (kaldıysanız). Nice olur haliniz. Sene 2015 okul yok, dershaneye gidecek gençlik yok. Yalnızlık zor zanaattır. Hele de etrafında sana babalanmış akademik kalabalığın ortasında duruyorsan.

Kurtarmak lazım genç bedenleri, çıkışı zor, inişi keyifsiz yokuşlardan, saati 1 liralık eğlencelerden. Niyetin varsa herkes kollarını açmış seni beklemekte, kendinden sana bir şeyler katmak lazım. Koş arkadaşım, henüz koşabilecek bacakların, peşinden koşturabilecek umutların varken.

Ne de olsa üniversiteli olmak hava atılası bir şey. (Ben şahsen atıyordum) “Dertli dertli vurdum sazın teline”