Anasayfa
Öğretmenlerimizden Seçme Yazılar
TÜRKÇEMİZİ KORUYALIM...

Max Müller: "Bu kadar göçebe yaşamış bir toplumun dili nasıl olur da böyle yüzyıllarca dimdik ayakta kalabilir, bu kadar güçlü olabilir?" sözleriyle Türkçenin bütün olumsuz koşullara rağmen kalıcı olmayı başarmış güçlü bir dil olduğuna işaret ediyor.
Türkçenin gücü bizim de güçlü bir kültürümüz olduğunu gösteriyor. Dil, kültürel anlamda birleştirici önemli bir unsurdur. Fakat dilimiz ne kadar güçlü olsa da bizim onu çok iyi koruduğumuz söylenemez. En başta yöneticilerimiz yüzyıllar boyunca dilimizi küçümseyerek bir kenara ittiler. Başka dillere özendiler. Selçuklularla başlayan bu özenti Osmanlılarda en uç noktalara vardı. Osmanlı, Arapça ve Farsçanın yoğun bir biçimde kullanıldığı Osmanlıcayı benimsedi. Divan şairlerinin neredeyse tamamının şiirlerini bugün anlayamıyoruz. Tanzimat'la Avrupa özentimiz (Fransızca) başladı. Avrupa özentimiz bugün ufak tefek değişikliklerle devam ediyor.(Fransızcanın yerini İngilizce aldı.)
Bu özentilerle geçen yüzyıllarda anadilimize halkımız sahip çıktı. Halk ozanları kendi dilini kullandı, onu bağrına bastı. Bu yüzdendir ki Yunus Emre'yi, Karacaoğlan'ı, Dadaloğlu'nu bugün hala anlayabiliyoruz.
Milli Edebiyat Akımı ile Türkçenin değerini anlayan aydınlarımız ana dile yönelme çalışmalarını artırdı. Duyguların, düşüncelerin en doğru Türkçe ile ifade edilebileceğini savundular.

Güzel dil Türkçe bize
Başka dil gece bize
İstanbul konuşması
En saf, en ince bize     (Ziya Gökalp)

dizeleri dilimize verdikleri önemi gösteriyor.

Dil, canlı bir varlıktır. Sürekli gelişim gösterir. Çağın koşullarıyla yeni sözcükler türeyecek, bazıları da kaybolacaktır. Dilimize giren yabancı sözcüklere karılık üretilen yeni sözcükleri kullanmaya özen gösterelim. Dilimizi yabancılaşmadan, yozlaşmadan koruyalım. Çünkü dilimizi korumak, kültürümüzü, kendimizi korumaktır.