Geçen gün yaşadığım ve kendimce ilginç bulduğum bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. Liseyi bitirmiş şu anda üniversiteye hazırlanan gruptaki bir öğrencim yanıma geldi ve alçak bir sesle “ Öğretmenim mektup zarfımın üzerini dolduramıyorum. Nereye ne yazılacağını hatırlamıyorum. Bana yardımcı olur musunuz ? “ dedi. Mektuplarla büyüyen biri olarak bu durum beni şaşırttı. Mektubun bir iletişim aracı ve edebi bir tür olarak hayatımızdan çıktığını bir kez daha anladım.
Edebiyatımızda mektubun önemli bir geçmişi vardır.
Fuzuli → Siyasetname
Cahit Sıtkı Tarancı → Ziya’ya Mektuplar
Ahmet Mithat – Muallim Naci → Muhaberat ve Muhaverat
Abdülhak Hamit Tahran → Mektuplar
Ahmet Hamdi Tampınar → Mektuplar
Nurullah Ataç → Okuruma Mektuplar
mektup türüne bazı örnekler.
Ayrıca mektup biçiminde yazılmış başka türde eserler de vardır.
Halide Edip Adıvar → Handan ( roman )
Reşat Nuri Güntekin → Bir Kadın Düşmanı ( roman )
Cenap Şehabettin → Hac Yolunda ( gezi )
Anadolu’da Tanin ( röportaj )
Günümüzde mektubun yerini mailler ve cep telefonu mesajları aldı. Mektuba göre son derece yüzeysel ve tatsız tuzsuzlar. Teknoloji getirileri yanında hayatımızdaki birçok güzelliği yok ediyor.
Mektup gibi…
|